İZMİRİN İLK TABELACISI KİM ?

İzmir'in İlk Tabelacısı: Taylan’ın Hikayesi

Bir zamanlar, İzmir’in sokaklarında hiçbir tabela yoktu. İnsanlar, dükkanları bulmak için rastgele sağa sola bakınarak, kaybolmak için ellerinden geleni yaparlardı. O zamanlar, tabelacılık diye bir şey de yoktu.

İşte o günlerin birinde, Taylan adında bir genç İzmir'e gelir. Gözleri parlak, kafasında deli fikirler… O zamanlar İzmir’de nereye baksanız tek tip tabelalar yok, sadece dükkanların kapıları var. İnsanlar bir şekilde işlerini hallediyor, ama “burası ne iş yapıyor” sorusunu kimse sormuyor, çünkü soracak kimse yoktu!

Taylan bir sabah uyanıp, kahvesini içerken bir fikir geldi aklına. "Neden her dükkanın başında, ne sattığını gösteren renkli tabelalar olmasın?" dedi. Hem de kendi tasarladığı tabelalarla!

Hemen işe koyuldu. İlk tabelasını, meşhur bir köfteciye yaptı. Tabela öyle büyük oldu ki, İzmir’in her köşesinden gözüküyordu. Taylan, “İzmir’in ilk tabelacısı ben olacağım,” diye iddialı bir şekilde bağırarak, tabela yapmaya başladı.

Bir hafta sonra, her sokakta "Taylan’ın Tabelaları" vardı. Herkesin dilinde "Taylan yaptı, Taylan sattı, Taylan şehri renklendirdi!" diyordu. O günden sonra, her tabelanın altında Taylan’ın ismi yazıyordu. Çünkü İzmir’in ilk tabelacısı Taylan’dı ve kimse onun tasarladığı gibi tabelaları unutamazdı.

Bugün İzmir’de hangi tabela daha parlak, hangisi daha büyük diye tartışılırken, Taylan hala kahvesini yudumlayıp, "İlk tabelayı ben yaptım, bu şehirde tabela ne demek, kimse Taylan’ı unutmaz," diyerek gülümsüyor.

Ve işte böylece, İzmir’in ilk tabelacısı Taylan, şehri renklendiren adam olarak hafızalara kazındı! ????
desemde inanmyın. Şaka :)

PEKİ KARŞIYAKANIN İLK TABELACISI KİM ?

Karşıyaka'nın İlk Tabelacısı: İlker'in Hikayesi

Bir zamanlar, Karşıyaka'nın sokaklarında tabelasız dükkanlar vardı. İnsanlar, nerede ne sattığını anlamak için her dükkana dikkatle bakar, bazen yanlış dükkanlara girerdi. Ancak bir gün, İlker adında bir genç, Karşıyaka'nın tabelasız dünyasında büyük bir devrim yapmaya karar verdi.

İlker, tam bir "yaratıcı zihin" olarak tanınıyordu. Herkes ona "İlker Tabela" derdi. O, sokakta yürürken, "Burası bir kafe mi, yoksa bir berber dükkanı mı?" sorusuna cevap vermek için bir şeyler yapmak istiyordu. Akşamları evinin arka odasında, en iyi tabelaları tasarlayarak çalışıyordu. Renkli boyalar, parlayan ışıklar ve yaratıcı yazılarla tabelalarını hazırlıyor, Karşıyaka'nın her köşesine taşıyordu.

Bir gün, "Karşıyaka'nın ilk tabelacısı" unvanı, İlker’in adıyla anılmaya başladı. Şehirdeki her dükkan, onun yaptığı tabelalarla dolmuştu. İnsanlar, “Burası neresi?” diye sormak yerine, “İlker mi yaptı bu tabelayı?” diye sorar olmuştu.

İlker, bir gün yürürken, bir esnaf ona dönüp şöyle dedi: "İlker, sen bizim gözümüzü açtın, artık her dükkanın ne sattığını biliyoruz!" İlker, gülerek cevap verdi: "Bunu yapmamın tek sebebi, bir daha kimse ‘Burası ne iş yapıyor?’ sorusunu sormasın diye!"

Ve böylece, Karşıyaka'nın ilk tabelacısı İlker, şehri renklendirip, her sokağa "görünürlük" kazandırarak, unutulmaz bir iz bıraktı.

Bugün Karşıyaka'da bir tabela gördüğünüzde, bir parça İlker'in ruhunu hissedebilirsiniz.